Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın 50. maddesinde yer alan şeffaflık yükümlülüklerinin nasıl uygulanacağını açıklayan rehberi 20 Temmuz 2026 tarihinde yayımladı.
Yeni rehber; yapay zekâ sistemlerini geliştiren sağlayıcıların, bu sistemleri kullanan kurumların ve denetleyici makamların kuralları daha tutarlı biçimde uygulayabilmesini amaçlıyor.
İlgili şeffaflık hükümleri 2 Ağustos 2026’da uygulanmaya başlayacak.
Kullanıcıya YZ ile konuştuğu bildirilecek
Kurallar kapsamında, insanlarla doğrudan iletişim kuran belirli yapay zekâ sistemleri kullanıcıların karşılarında bir insan değil, bir YZ sistemi bulunduğunu anlayabilecekleri şekilde tasarlanacak.
Bu yükümlülük, bir yapay zekâ sistemiyle etkileşimde bulunulduğunun kullanım bağlamından açıkça anlaşılmadığı durumları hedefliyor.
Sentetik içeriklere makine tarafından okunabilir işaret
Yapay zekâ tarafından üretilen veya önemli ölçüde değiştirilen metin, görüntü, video ve ses içeriklerine, kökenlerinin teknik araçlarla tespit edilebilmesini sağlayan makine tarafından okunabilir işaretlerin eklenmesi gerekecek.
Ancak yalnızca standart düzenleme amacıyla kullanılan ve içeriğin anlamını önemli ölçüde değiştirmeyen yardımcı işlevler için istisnalar bulunuyor.
Amaç, içerik kullanıcıya ulaştığında yalnız görünür bir etikete güvenmek değil; platformların ve doğrulama araçlarının da sentetik içeriğin kökenini teknik olarak inceleyebilmesini sağlamak.
Deepfake ve kamu yararını ilgilendiren metinler
YZ sistemlerini kullanan kurum ve kişiler, kullanıcıları deepfake niteliğindeki görüntü, ses veya videolarla karşılaştıklarında açıkça bilgilendirmek zorunda olacak.
İnsan denetimi veya editoryal kontrolden geçmeden yayımlanan ve kamu yararını ilgilendiren konular hakkında bilgi vermeyi amaçlayan YZ üretimi metinlerin de görünür biçimde işaretlenmesi gerekecek.
Duygu tanıma ve biyometrik sınıflandırma sistemlerinin kullanıldığı belirli durumlarda da kişilerin bilgilendirilmesi öngörülüyor.
Etiket doğruluğun garantisi değil
Yeni kurallar, internet üzerindeki bütün yanlış bilgileri ortadan kaldırmayacak. Kötü niyetli içerik üreticilerinin yükümlülüklere uymaması veya teknik işaretlerin içerik kopyalanırken kaybolması hâlâ mümkün.
Ayrıca bir içeriğin “YZ üretimi” olarak etiketlenmesi onun yanlış olduğunu; insan tarafından hazırlanması da doğru olduğunu göstermiyor.
Etiketler, içeriğin kökenini anlamaya yardımcı olan bir başlangıç noktası sunuyor. İçeriğin doğruluğu yine kaynağı, sunduğu kanıtlar ve yayıncının editoryal denetimi üzerinden değerlendirilmek zorunda.
Türkiye’deki kullanıcıyı nasıl etkileyebilir?
Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için düzenleme bütün yerel yayıncı ve kullanıcılar açısından doğrudan yürürlüğe girmiyor.
Bununla birlikte Avrupa pazarında faaliyet gösteren küresel teknoloji şirketlerinin ürünlerini ve içerik işaretleme sistemlerini bu kurallara uyarlaması, aynı özelliklerin Türkiye’deki kullanıcılara da sunulmasına yol açabilir.
Düzenleme ayrıca Türkiye’de ileride yapılabilecek benzer çalışmalar için örnek oluşturabilir.
Technogündem açısından gelişmenin işaret ettiği temel editoryal ilke şu:
Yapay zekâ desteği kullanmak tek başına sorun değildir. Önemli olan, içeriğin hangi aşamalarında YZ kullanıldığının, hangi kaynaklara dayandığının ve insan editoryal denetiminden geçip geçmediğinin açık olmasıdır.
